Ya Kafedeki O Adam Aynı Zamanda Sizi İzliyorsa?

KASPERSKY LifeStyle 2009

Birçoğumuz için hareket halindeyken herhangi bir Wi-Fi kablosuz erişim noktasından bağlantı kurmak alışkanlık haline geldi. Hemen hemen her mekanda, kafe ve restoranda internete bağlanma ihtiyacımızı gidermek için oldukça fazla Wi-Fi seçeneğine sahip olduğumuz için şanslıyız. Bununla birlikte, sevdiğiniz kafenin rahat ortamında arkadaşlarınızla birlikte olduğunuzda Facebook üzerinden yer bildirimi yapma isteği, radyoda henüz duyduğunuz yeni parçayı satın alma arzusu ya da iş yerinde bir son dakika e-postası gönderme zorunluluğu, çoğu kez tedbiri elden bırakmamıza yol açıyor.

Yan tarafınızdaki adamın dizüstü bilgisayarı ile ne yaptığını asla bilemezsiniz. Belki o da sizin gibi e-postalarını kontrol ediyor, Facebook sayfasını güncelliyor ya da arkadaşlarıyla sohbet ediyor. Belki de siz dahil etraftaki herkesin internet trafiğini ele geçiriyor.

Gelişigüzel bir şekilde bir kafe ya da restoranda internette gezinmeniz bile sizi tehlike altına sokabilir. Herhangi bir kimsenin oturum açma bilgilerinizi ya da diğer önemli bilgilerinizi ele geçirmesi, dijital hayatınızın anahtarını da ele geçirmesi anlamına geliyor. Hatta bu her zaman yan masanızdaki adam olmak zorunda da değil. Tipik bir Wi-Fi yönlendiricisinin 100 metre civarında bir menzili bulunuyor ve bu nedenle kafede, yolda ya da yan taraftaki otoparkta duran herhangi biri bu bilgileri kolaylıkla ele geçirebiliyor.

Ağ trafiğinin ele geçirilmesi zaten bir sorunken bir de bağlandığınız Wi-Fi ağı sandığınız gibi kafe, restoran, otel veya havaalanı bekleme salonuna ait değilse? Ya potansiyel kurbanları bağlanmaları için kandıran ve saldırıda bulunduğu sistemde kendisini yetkili olarak gösteren gerçek bir dolandırıcılık tuzağıysa? ‘Ortadaki adam’ saldırısı olarak bilinen bu yöntem, girdiğiniz herhangi bir kişisel veriyi ele geçirmek, cihazınızdaki verilere erişim sağlamak, cihazınıza zararlı yazılım yüklemek ya da cihazınız üzerinden kendi yararlarına istenmeyen e-posta göndermek için bile kullanılabilir.

Kaspersky Lab anketine göre, bilgisayar kullanıcılarının yüzde 34’ü, Wi-Fi kablosuz erişim alanı kullandıkları sırada kendi çevrimiçi işlemlerini korumak adına hiçbir özel önlem almazken, yalnızca yüzde 13’ü, herhangi bir erişim noktasının şifreleme standardını kullanmadan önce bu standardı etkin olarak kontrol etmeye zaman ayırıyor. Bu ankette göze çarpan ümitlendirici durum ise, güvenilmeyen bir Wi-Fi kablosuz erişim noktasında kurdukları bir bağlantı ile rahat bir şekilde çevrimiçi bankacılık veya alışveriş işlemlerini yapan kullanıcıların oranının yalnızca yüzde 14 olması.

Kendi sorumluluğunuzu üstlenerek, siber suçluların internet güvenliği zayıflıklarından yararlanma ’fırsatlarını’, bu basit adımları izleyerek azaltabilirsiniz:

1. Kullanıcı ismi ve şifre girdiğiniz ya da kişisel bilgilerinizi aktardığınız özel bir işlem yaparken yalnızca güvenilir ve güvenli Wi-Fi ağlarını kullanın.

2. Herhangi bir web sitesinde oturum açmadan önce, ‘https’ kısmında kırılmış asma kilit sembolü olup olmadığına bakarak ve güvenlik sertifikasını kontrol ederek güvenli olduğundan emin olun.

3. Bilgisayarınızı, tanınmış bir internet güvenlik ürünü ile güvence altına alın.

4. Sadece bilgisayarınızı değil, dizüstü bilgisayar, tablet ve akıllı telefonlar dahil olmak üzere tüm cihazlarınızı koruyun.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*